Medeniyetin çökmesine kaç yıl kaldı?

Medeniyetin çökmesine kaç yıl kaldı?

By |2018-07-30T10:39:43+00:0029 Temmuz 2018|
Murat Canbaz
Murat CanbazDijital Dönüşüm Danışmanı
EURODMC Kurucusu, Dijital Pazarlama ve E-Ticaret uzmanı

1970’lerin başında Fransa’da firmalara yiyecek-içecek tedariği yapan Pierre Verdan, mutfağında daha kısa zamanda daha fazla doğranmış sebze ihtiyacından yola çıkarak bir alet geliştirdi. Bu alet yardımı ile bir kişinin dakikada 2 soğan doğrayabilme hızını en az 4’e 5’e çıkarabilmeliydi. Aynı zamanda doğranmış olan bu soğanları neredeyse milimetrik bir hassasiyetle eşit boyutlarda hazırlayabilirdi. Böylelikle hem estetik bir sonuca ulaşabilir, hem de boyutlarından dolayı birbirinden farklı sürelerde pişen sebzeler için bir standart oluşturabilirdi.

Kolları sıvayan Pierre Verdan büyük bir plastik kabın içine bir döner bıçak yerleştirdi. Bıçağı küçük bir motora bağlayarak çalıştıran Verdan, kabın üzerine çevreleyen bir tüp tasarlayarak sebzeleri bu tüpten aşağı bıraktı, motorun döndürdüğü bıçaklar sebzeleri büyük bir hızla doğradı… O gün Pierre Verdan 3 kişinin yapabileceği bir işi, maaş istemeyen, kapris yapmayan, üstelik sosyal güvence ve risk yatırımına gerek bırakmayan bir robota bedavaya yaptırmış oldu.

Bugün büyük şehirlerdeki plazalarda 35 yaş ve üzerindeki her 10 çalışandan 7’sinde Ege’de bir balıkçı köyüne yerleşme, ya da emekliliğini Kaz Dağları’nda bir dağ evinde karşılama hayalinin ortak bir içgörü hali olabileceğini hiç düşündünüz mü? Ben hemen etrafımda bu hayali gerçekleştirebilmiş arkadaşlarımı saymaya başladığımda parmak hesabı yetersiz kalıyor. Ezbere 13–15 arkadaşımın ismini pat diye sayabiliyorum. Ve pek çoğunun henüz emekli olacak yaşa dahi gelmemiş olduğu halde.

Bu kopuşun en büyük nedenlerinden birisi şehir hayatının aşırı stresli oluşuyla açıklanabilir belki. Ama ben başka bir pencere görüyorum. Bilinçaltımızda gizlenen, hani o her zaman haklı çıkan alt benliğimizin mücadele edemeyeceği bir gerçeği görerek harekete geçirdiği savunma mekanizmasıyla “doğaya dönüş” başladı…

Sanayi devrimindeki en önemli argüman kaynak sömürüsüydü. İngiltere sömürge ülkelerden getirdiği hammaddeyi önce kendi insanına işleterek istihdam sağladı. Halk zenginleşti, ekonomi büyüdü. Zenginleşen halk artık yağ ve pas içinde çalışmak cazip gelmediğinden, Avrupa ve Amerika’ya işe ihtiyacı olan daha düşük gelirli bölgelerden işçi göçleri başladı. Böylelikle Mr. John Doe “sahip olduğu (!)” gücünü kullanarak hayata geçirdiği işletmesinin başına geçerek, altında Asyalı, Afrikalı göçmenleri çok düşük ücretlerle çalıştırmaya başlamıştı. Tarihteki ilk beyaz yakalılar böyle doğdu.

Avrupa’da 1 işçinin ortalama saatlik ücreti 50 Dolar.
Çin’de ise bu rakam 11 dolar.
Bugün ortalama bir üretim robotunun saatlik maliyeti ise 5 dolar. (teknoloji geliştikçe robot üretim maliyetleri de hızla düşmeye devam ediyor.)

1900 lerin başında gelişmiş ülkelere doğru yaşanan reel göç, çok yakın bir gelecekte “sanal göç” olarak adlandırılacak yeni bir ekonomik olay olarak karşımıza çıkacak.

2000 yılında tüm dünyada yaklaşık 361 milyon kişi internet kullanıyordu. 2014’te bu sayı 3 milyarın üzerine çıktı. Yani %764 lük bir artıştan bahsediyoruz. Günümüzde ise toplam dünya nüfusunun yarısı interneti aktif olarak kullanıyor. 80 milyon nüfusa sahip Türkiye’de 59 milyon internet kullanıcısı var. Bu rakamı %94,6 sı internete mobil cihazlardan internete erişiyor.

Sadece son 3 yılda 1 milyardan fazla yeni internet kullanıcısı katılmış aramıza. Yakın bir gelecekte dünyanın herhangi bir noktasındaki bir insan yerinden kalkmadan Amerika’nın ya da Avrupa’nın herhangi bir noktasındaki üretimine katkı sağlayabilecek. Yaşanacak bu sanal göç bambaşka ekonomik değişkenlere yol açacak. Yani:

“Son ağaç kesildiğinde, son nehir kirlendiğinde,son balık avlandığında; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak…”

1900'lerin başında bir otomobil fabrikası. Üretimdeki her aracın başında 2–3 kişilik ekipler. İnsan olmazsa üretim de olmaz.Solda Ford Otomobil Fabrikası’nda 1914 yılında çekilmiş bir fotoğraf. İşçiler tek tek otomobil jantları üzerinde çalışıyor. Sağda ise Wolkswagen Otomobil Fabrikası’nda günümüzde çekilmiş bir fotoğraf. İşçilerin yerini robotlar almış, tek bir işçi dahi görmeniz neredeyse imkansız.

E tabii ki robotlar işimizi kolaylaştıracaklar. Onlar çalışacak ki biz de keyfimize bakalım değil mi?

Değil!..

NewYork’ta 2016 yılında tam 160 bin davayı kazanan “Avukat Robot”u duymuş muydunuz?

Ya tek başına yumuşak doku ameliyatı yapan robot doktoru?

Robotlar şimdiden pek çok meslekte “hatasız” iş yapabilme yeteneğine sahip oldular bile. Çocuğum avukat olsun, mühendis olsun diye hayal eden ebeveynler, 30 yıl sonra sefalet çeken bir avukat annesi olabilirler mi? Olamaz mı?..

Facebook’un eski üretim müdürü Antonio Garcia Martinez

Geçtiğimiz günlerde Facebook’un eski üretim müdürü Antonio Garcia Martinez “İnanın ben gelecekten geliyorum. Daha yeni San Francisco adlı zaman makinesinden çıktım. Dünyanın gelecek 5–10 yıl içinde neye benzeyeceğini gördüm. Şu an size inanılmaz gibi gelen şeyler çok yakında gerçek olacak”diyerek tüm teknoloji dünyasından sıyrılarak inzivaya çekildiğini açıkladı. Silikon Vadisi’nde geliştirilen yapay zeka ve robot teknolojilerinin sanılandan çok daha kısa bir süre içerisinde küresel ekonomik dengeleri alt üst edeceğini düşünen Martinez, Orcas adasında tamamen kendi kendine yetebilecek yeni ve basit bir dünya yaratıyor. Kendi enerjisini, içme suyunu üretip, tarım öğrenerek kendi besinini üretmek üzere girişimde bulundu. Daha da ilgi çekici yanı Martinez mühimmat depolamaya başlamış.

“Gelecek 30 yıl içerisinde dünya nüfusunun yarısı işsiz olacak. İşler çirkinleşebilir. Medeniyet tamamen çökebilir. O yüzden ben de buradayım”

Küreselleşme karşıtı eylemler

Son yıllarda milyonlarca insan küreselleşme karşıtı eylemlerle sokaklara döküldü. Pek çok sivil örgüt farklı söylemlerle farklı taleplerle hükümetlere ve halka sesini duyurmaya çalışıyor. Greenpeace kutuplardaki ayıları kurtarmaya çalışıyor, Anonymous ekonomi kartellerini hedefine almış durumda yıllardır, küresel ısınma, global ekonomik dengesizlikler, işini kaybeden yüzbinlerce insan, adalet arayan milyonlar… Hepsinin ortak sesi küreselleşmenin getirdiği (ve getireceği) sorunlarla ilgili. Bu eylemler her geçen gün daha da artıyor ve artmaya devam edeceğini öngörmek için falcı olmaya gerek yok. Farkında mısınız? Eskiden bu tip eylemlerde işçiler ve çiftçileri en önde görürdük. Şimdi en ön saflarda “beyaz yakalılar” var. Bilgisayar programcıları, mühendisler, analistler, reklamcılar…

Beyaz yakalıların henüz çok azı işsiz kalma tehlikesi ile karşı karşıya. Yakın bir gelecekte Antonio Garcia Martinez’i daha iyi anlayabileceğimizi düşünenlerdenim.

Bu yazı ilk kez 16 Ağustos 2017 tarihinde  grigundem.com da yayınlanmıştır.